Ana Sayfa İlginç Uzay Tutkunlarının İlgisini Çekecek 10 Oluşum

Uzay Tutkunlarının İlgisini Çekecek 10 Oluşum

131

Uzay bugüne kadar insanlığın merak ettiği ve sürekli araştırdığı bir fenomen olmuştur. Astronomi alanında yapılan eski çalışmalara günümüzde rastlamak mümkün. Hatta günümüz astronomi biliminin temellerinin de eski medeniyetler tarafından atıldığını söyleyebilirim. Örnek vermek gerekirse Babil medeniyetinin M.Ö. 380 yılında yaptığı yıldız takvimi en güzel örneklerden birisi olabilir. Buna benzer olarak Mısır, Maya, Sümer gibi pek çok eski medeniyet astronomi alanında oldukça faydalı çalışmalar ve araştırmalar yapmıştır. Günümüzde uzayda bulunan gözlerimiz yani teleskoplar sayesinde birçok şeyi gözlemleyebiliyor hatta Nasa, Spacex gibi oluşumların gönderdiği roketler yardımıyla örnekler toplayabiliyoruz. Fakat insanlık için uzay hala daha büyük bir bilinmezlik diyebiliriz. Bizimde içinde yer aldığımız bu büyük kara boşluğun içerisinde barındırdığı ilginç oluşumlar, maddeler, cisimleri merak edebilirsiniz. Hepimiz kafamızı yukarı kaldırıp acaba orada neler var dediği anlar yaşamıştır. Ben de sizler için uzayda ve evrende bulunan ilginç şeyleri derleyip toparladım. Bu oluşumların nereden geldiği ve nasıl oluştuğu hakkında bilimin ilerlediği düzeyde bilgi vermeye çalışacağım. Haydi başlayalım.

Ötegezegenler

1990’lı yıllarda güneş sistemimiz hakkında bilgi sahibi olsak da daha uzakta ne gibi şeylerin olduğunu bilmiyorduk. 2000’li yıllara kadar birçok yeni keşif yapıldı. Yeni keşfedilen yıldızlar, gezegenler ve galaksiler ortaya çıktı. Bu gezegenlerin bazılarında yaşamı destekleyecek maddeler bulunsa da bizim gezegenimizden oldukça farklıydılar. Bazıları yalnızca gaz ve tozdan oluşuyordu. Bazıları ise metalden oluşabiliyordu. Keşfedilen yıldızların kimisi çok küçüktü fakat kimisi de bizim güneşimizden milyonlarca kat büyüktü. Araştırmalar sonucu varlıklarını kanıtladığımız ötegezegenler bizlere uzayın aslında ne kadar büyük olduğunu ve içerisinde hayal bile edemeyeceğimiz nesneleri, gezegenleri, yıldızları barındırdığını gösterdi. Hala daha insanlık tıpkı bizim gezegenimiz gibi insan hayatına elverişli şartlara sahip bir gezegen aramaya devam ediyor.

Vakum Enerjisi

Uzayın sürekli genişlediğini ve büyüdüğünü eminim duymuşsunuzdur. Bunu kanıtlamak için yapılan çalışmalar oldukça basittir. Eski gözlemlere bakılarak gezegenlerin, gökadaların ve yıldızların yerlerinin değiştiğini, birbirlerinden uzaklaştığını gördüğümüzde evrenin büyük bir hızda genişlediğin öğrenmiş olduk. Vakum enerjisi de bu durumun sebebi olarak gösterilebilir. Tabi ki gerçek sebebini tam olarak bilmediğimizi de belirteyim. Kuantum fiziği ile açıklanabilecek bu olayı basit bir şekilde özetlersek bizim boş uzay olarak adlandırdığımız bölgede bir sürü atomaltı parçacık bulunur. Bu parçacıklar bulundukları doku üzerinde sürekli oluşup yok olur. Bu parçalar genel görelilik kanununa göre yok olup oluşarak anti yerçekimsel bir etki yaratır. Bu sayede uzay dışa doğru genişler.

Nötrinolar

Nötrinolar isminden de anlaşılacağı üzere elektriksel yük olarak nötr parçacıklardır. Neredeyse kütlesiz diyebileceğimiz bu parçacıklar bu sayede kilometrelerce uzağa gidebilir. Sağlıklı veya ölmekte olan yıldızların yaydığı bu parçacıklar çevremizde ve hatta her yerde bulunurlar. Günümüzde bilim insanları tarafından oldukça yoğun çalışmalar ile araştırılıyor ve bu konuda büyük projelere konu oluyorlar.

Gökadalar (Galaksiler)

Galaksiler kütle çekim kuvveti ile birbirine bağlı yıldızlar, gezegenler, gaz ve toz parçacıkları, karanlık madde gibi bileşenlerden oluşan büyük yıldızlar arası maddelerdir. Bizim içinde bulunduğumuz galaksinin ismi Samanyolu Galaksisi’dir. Tıpkı ahtapot gibi kolları olan bu oluşumların içerisinde birçok güneş sistemi ve yıldız bulunur. Tabi ki evrende birçok galaksi bulunuyor. Bizim galaksimize en yakın komşumuz Andromeda Galaksisi’dir. Bu oluşumlar da çok eski zamanlarda keşfedilmiştir. Gökadaların ortasında büyük ve parlak bir merkez bulunur. Sanki içerisinde bulunan her şeyi tıpkı bir su girdabı gibi içine çektiğini görürüz. Bunun sebebinin galaksinin ortasında bulunan dev bir kara delik olduğu düşünülmektedir. Tabi ki kanıtlanmış bir şey olduğunu söyleyemem. Fakat yapılan araştırmalar bu teoriyi doğrular nitelikte diyebilirim.

Kara Delikler Nedir? Nasıl Oluşur?

Az önce ismi geçen kara delikler insanlığın en çok merak ettiği oluşumlardan olmuştur. Hala daha bu oluşumlar hakkında pek bir şey bilmemekteyiz. Lafı fazla uzatmadan kara deliklerin nasıl oluştuğundan bahsetmek istiyorum. Yıldızların sürekli parlak ve sıcak olmalarının sebebi içerisinde süregelen füzyon tepkimeleridir. Bu tepkimeleri yıldızın yakıtı olarak da adlandırabiliriz. Her yıldızın büyüklüğüne göre yakıtı vardır. Yıldızlar doğar, büyür ve en sonunda da ölür. Ölümleri oldukça ihtişamlı olur. Yakıtı biten bir yıldız önce içeri doğru küçülür ve çok büyük bir enerji ile patlar. Bu patlamanın şiddeti yıldızın büyüklüğü ile doğru orantılıdır. Yani büyük yıldızların patlaması daha büyük olur.

Yakıt olarak hidrojen kullanan ve bunu yakan yıldızlar nebulalarda yani gaz ve toz bulutu içerisinde oluşurlar. Bir yıldızın patlaması çevreye gaz ve toz bulutu saçacağı için bir yıldızın ölümü başka yıldızların doğumuna yol açar dersem yanılmış olmam. Yıldızların patlamalarına süpernova ismi verilir. Daha büyükleri ise hipernova olarak adlandırılır. Bu kadar büyük bir patlamanın arkasında iz bırakmayacağını düşünemeyiz. Yıldızlar patladıktan sonra arkasında sıkışmış bir madde bırakır. Bu maddenin sıkışmış olması yıldızın patlamadan önce kendi üzerine çökmesidir. Küçük yıldızlar patladığında geride bıraktığı madde karadelik oluşturmaz. Fakat büyük yıldızlar patladığında geride bıraktığı madde o kadar yoğun olur ki bunlar kara delik oluşumuna sebep olur. Bunu daha kolay anlamanız için betimlemem daha doğru olur diye düşünüyorum. Dünyamızı gözünüzde canlandırın. Dünyamızı sıkıştırıp yalnızca bir tatlı kaşığına sığacak kadar küçültseydik ne kadar yoğun bir madde elde ederdik düşünebiliyor musunuz? Güneş’ten milyonlarca kat büyük yıldızlar bulunur. Bu yıldızların bu patlamayla birlikte yalnızca bir şehir kadar küçük bir alana sığacak kadar sıkıştığını da düşünebilirsiniz. Bu derecede bir yoğunluk kara delik oluşumunu sağlamış olur.

Uzay-zaman dokusunu etkileyen bir etken kütledir. Büyük kütleli cisimler bu dokuyu diğerlerine oranla daha fazla bükerler. Bu durumun açıklanması için yıllardır çarşaf örneği kullanılır. Gerilmiş bir çarşafın üzerine bir elma, bir futbol topu bir de bowling topu bırakın. Kütlesi fazla olan cisim çarşafta daha büyük bir bükülmeye sebep olur. Kara deliklerin inanılmaz boyutlarda yoğun maddeler olduğunu yukarıda söylemiştim. Bu durum inanılmaz bir bükülmeye sebep olur ve buna bağlı olarak içine her şeyi çekmeye başlar. Buna kütleçekim kuyusu ismi de verilebilir.

Kara delikler öyle büyük bir çekim kuvvetine sahiptir ki ışık bile bu kuvvetten kaçamaz. Işığı hızı bu kuvvetten kaçmaya yetmez. Bu sebeple kara deliklerin içini göremeyiz. Yalnızca siyahlık ile karşılaşırız. Işığın kaçamadığı bölgeye olay ufku ismi verilir. Eğer bir kara deliğe yakından bakabilme şansınız olsaydı olay ufkunda her şeyin büküldüğünü hatta ışığın bile büküldüğünü görebilirdiniz. Bunun sebebi kara deliklere yaklaştıkça zamanın bükülmesidir. Olay ufkunu kara deliklerin etki alanı olarak da düşünebilirsiniz. Henüz bu oluşumlar hakkında yeterince bilgiye sahip değiliz. Umarım bilim ve araştırmalarımız ilerde kara deliklerin daha iyi ve kesin olarak anlaşıldığı oluşumlar olmasına yardımcı olur.

Solucan Delikleri Nedir? Solucan Delikleri Nerede Oluşur?

Kara deliklerden bahsettikten sonra solucan deliklerine değinmesem olmayacağını düşündüm. Solucan delikleri kanıtlanmış bir şey değildir. Yalnızca bir teori olarak adlandırabiliriz. Bu teoriye göre evrende kara delikler olduğu gibi ak delikler de mevcuttur. Kara delikler her şeyi içine çekerken ak delikler de bunları var gücüyle kusarlar. Teoriye göre kara delikten giren bir madde evrenin farklı bir köşesine açılan ak delikten çıkar. Bu durum oldukça hızlı bir seyahat demektir. Bunu daha iyi anlamanız için güzel bir örnek vereceğim. Elinize bir kağıt alın. Bu kağıdı ikiye katlayın. Katladıktan sonra istediğiniz bir noktaya delik açın. Açtığınız deliği ikiye katlanmış bir kağıtta açtığınız için kağıtta toplamda iki tane delik olacak. Üç boyutlu düzlemde bu iki delik birbirinin üzerine denk gelmektedir. Fakat kağıdı açtığınızda kağıdın birbirine uzak iki noktasında iki farkı delik görmüş olursunuz. Bu durum solucan delikleri teorisini anlamaya yeterlidir. Bu deliklerden biri kara delik biri de ak deliktir. Biri her şeyi içine çekerken diğeri de her şeyi dışarı kusar. Henüz kanıtlanmamış olsa da oldukça fantastik bir teori olduğunu düşünüyorum. Eğer böyle bir şey gerçekten varsa gelecekte solucan delikleri uzun uzay seyahatleri için kullanılabilir. Uzayın bilinmeyen noktalarına bu oluşumları kullanarak normale göre daha hızlı bir şekilde gidebiliriz. Yıldızlarası filminde de bu konuya değinilmiş solucan deliği ve kara delik kullanılarak seyahat edilmişti. Şu an için böyle bir şey mümkün olmasa da gelecekte neden olmasın?

Kuasarlar Nelerdir?

Açıkçası evrende bulunan en büyüleyici oluşumlardan birisi kesinlikle kuasarlardır. Kısa bir şekilde özetlemek gerekirse kusasarlar evrenin uzak köşelerinde bulunan ve inanılmaz şekilde parlayan oluşumlardır. Bunları etkileyici bulmamın sebebi ise bu oluşumların evrenin ilk zamanlarından beri var olmasıdır. Kısacası gökyüzünde bulunan bir tarihi eser olarak adlandırıyorum. Merkezinde bulunan dev kara deliklerin gücü ile büyük bir kütle çekim enerjisine maruz kalan galaksiler ısınır ve çok büyük miktarda ışık yayar. Bu sebeple kuasarlar çok parlaktır. O kadar parlaktırlar ki bir galakside bulunan bütün yıldızlardan daha fazla ışık yayarlar. Bu antik gök cisimlerinin boyutları da yaydığı ışık gibi oldukça büyüktür. Bu cisimler gök yüzünde tıpkı kutup yıldızı gibi referans noktaları olarak kullanılırlar. Bunun sebebi ise parlaklıklarıdır. Şimdi sizlere oldukça ilginç bir teoriden daha bahsedeceğim. Yukarıda kara deliklerden ve solucan deliklerinden bahsetmiştim. Solucan deliklerinde bulunan ak deliklerin her şeyi kustuğunu da söylemiştim. Kara delikler karanlıktır ve her şeyi yutar. Ak delikler her şeyi kustuğu için oldukça parlak olmaları gerekiyor. Teoriye göre kuasarlar kara deliklerin öbür ucuna açılan ak deliklerdir. Bu sebeple oldukça parlaktır. Tabi ki bunu da kanıtlayan herhangi bir kanıt veya araştırma bulunmuyor.

Antimadde

Antimadde en kısa haliyle normal maddenin zıttıdır. Atomaltı parçacıklar antimadde de normal maddeye göre tam tersi özellikler gösterir. Evrende nadir bulunan bu madde evrenin oluşumunda normal maddeyle birlikte ortaya çıkmıştır. Normal bir atomun merkezinde protonlar ve elektronlar bulunur. Protonlar pozitif yüklü elektronlar ise negatif yüklüdür. Antimadde de tam tersi olduğu için elektronlar yerine pozitif yüklü pozitronlar ve protonların yerine negatif yüklü antiprotonlar bulunur.

Antimadde Nerede Bulunur?

Parçacıkları yüksek hızlı çarpıştırıcılarda üretilen bu madde büyük patlama sırasında oluşmuştur. Hakkında bilinmeyenler oldukça fazla olan bu madde başlangıçta da söylediğim gibi pek baskın değildir. Normal maddenin antimaddeye göre daha baskın olması ve genel olarak nesnelerin antimadde yerine normal madde ile şekillenmesinin sebebi ise bilinmeyenler arasında yer alıyor.

Karanlık Madde

Bu maddenin varlığı pek çok kişi tarafından hala reddedilmektedir. Peki nedir bu karanlık madde? Elktromanyetik dalgaların etkisine girmeyen ve yalnızca kütleçekimsel etki ile varlığını belli eden maddeye karanlık madde diyoruz. Galaksilerin yörüngelerini hatta gezegenlerin ve güneş sistemlerinin yörüngelerini etkilediğini de biliyoruz. Aynı zamanda belirli bir yörünge de dönen cisimlerin etrafındaki sıcak gazlar da bu maddenin belirlenmesinde büyük rol oynar. Bu maddenin bileşenleri ise hala daha bilinmiyor. Var olan kütleçekimsel enerjinin yoğunluğunun yalnızca %4’ünü gözle görülebilir enerji oluşturuyor. %22’si karanlık maddeden, %74’ü ise karanlık enerjiden oluşuyor.

Bonus: Elmastan Oluşan Gezegen 55 Cancri e!

Uzayda gazdan ve toz bulutlarından, sudan, buzdan oluşan birçok gezegen bulunur. Hatta saf alkolden oluşan ve bizim dünyamızdan büyük olan oluşumlar da bulunur. Bu gezegen ise oldukça ilginç bir şekilde tamamen elmastan oluşuyor! 30 Ağustos 2004 tarihinde keşfedilen ve dünyadan 40 ışık yılı uzaklıkta olan 55 Cancri e dünyadan daha büyük bir gezegendir. Yüzey sıcaklığı 1600 °C olarak biliniyor. Ve bizim dünyamızdan farklı olarak burada zaman farklı akıyor. Burada bir yıl 18 saatte tamamlanıyor. Eğer dünyamızdan daha büyük bir elmasa sahip olmak istiyorsanız bu gezegene uğramayı unutmayın. Giderken cepleriniz boş olarak gitmenizi öneririm.


Yüzyıllardır uzay hakkında bilgi edinmeye çalıştık. Astronomi bilimi eski medeniyetlerden bu zamana kadar süregelmiştir. Uzay bilinmezlikle dolu karanlık bir boşluktur. Bu boşluk hakkında birçok yeni bilgi edinsek de her zaman daha fazlası olacak. İnsanlık olarak gözümüz hep yukarıda olmuştur. Bu içerikte bana ilginç gelen ve öğrendiğinizde şaşıracağınız bilgileri derleyip toparladım. Uzayda ve evrende bulunan ilginç nesneleri, oluşumları ve gezegenleri her zaman merak etmişimdir. Eğer sizlerde benim gibi uzaya karşı meraklıysanız bu yazıyı keyifle okuyacağınızdan eminim. Umarım insanlık bu konuda daha fazla gelişerek daha fazla bilgi edinir. Bizim çağımızda olmasa da gelecekte bu konuda çok büyük adımlar atılacağından eminim.